5 Nisan 2025’te yürürlüğe giren yeni elektrik tarifesiyle birlikte konutlara yapılan yüzde 25’lik zammın arka planı tartışma yarattı. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), dağıtım bedeline yapılan yüzde 34,5’lik zammın faturalardaki asıl yükü oluşturduğunu belirtti. EMO’nun hesaplamalarına göre, Nisan 2025 itibarıyla konut faturalarının yüzde 71’i dağıtım bedelinden oluşurken, enerji bedelinin payı yalnızca yüzde 19’a geriledi. Kurum, elektrik dağıtımının özel şirketlerin elinden alınarak kamusal bir yapıya devredilmesi gerektiğini vurguladı.
Elektrik Mühendisleri Odası’nın (EMO), elektrik zammıyla ilgili detaylı tespitleri ve itiraz ve çözüm önerilerini sıraladığı açıklaması şöyle:
‘‘Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu`nun (EPDK) açıkladığı yeni elektrik tarifesiyle, 5 Nisan 2025‘ten itibaren geçerli olmak üzere konutlarda yüzde 25 zam yapılmıştır. Tarife değişikliğinden, son kaynak tedarik tarifesi için belirlenen yıllık tüketim limitlerini aşmayan perakende satış tarifesi kapsamındaki aboneler etkilenecektir.
DAĞITIM BEDELİNE YÜZDE 35 ZAM
Resmi Gazete`de bugün (5 Nisan 2025) yayımlanan ve yürürlüğe giren tarife değişikliği incelendiğinde; konutlar için günlük 8 kWh olarak belirlenen limitin altında kalan abonelere uygulanan perakende enerji bedeline zam yapılmazken, yüksek kademedeki abonelere 1 kWh için 1,391181 TL olarak uygulanan birim fiyat, yüzde 16,1 artışla 1,61546 TL`ye yükseltilmiştir. Konut abonelerine 1,365179 TL olarak uygulanan dağıtım bedeli ise yüzde 34,5 artışla 1,836166 TL olmuştur. Böylece, konut abonelerinin dağıtım bedeline her iki kademede yüzde 34,5 artış yapılarak, fatura toplamına yüzde 25 zam yansıtılmıştır.
FATURANIN YÜZDE 71’İNİ DAĞITIM BEDELİ OLUŞTURUYOR
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) hesaplamalarına göre, 4 kişilik bir ailenin asgari yaşam standartlarını korumak için aylık 230 kWh enerji tüketeceği varsayılmaktadır. Günlük ortalaması 8 kWh`i geçmeyen bu tüketim için aile bütçesinden ayrılması gereken 476,6 TL, bu zamla birlikte 595,8 TL`ye yükselmiştir. Nisan 2024 itibarıyla oluşacak düşük tüketimli konut faturasının yalnızca yüzde 19,1`i enerji bedelinden oluşacaktır.
Faturanın yüzde 70,9`unu ise dağıtım bedeli oluşturmaktadır. Fon ve vergilerin oranı ise yüzde 10`da kalmaktadır.
Son tarife değişikliğiyle, zaten yüzde 65,9 düzeyinde olan dağıtım bedelinin payı artarak yüzde 70`i de aşmıştır. 2022 yılında 4 kişilik bir ailenin asgari tüketim faturasının toplamında yüzde 22 düzeyinde olan dağıtım bedelinin, Nisan 2025`te faturanın yüzde 70`ini aşması kabul edilemez.
DÖRT SENEDE DAĞITIM BEDELİ YÜZDE 642 ARTTI
1 Nisan 2021`de 4 kişilik ailenin elektrik asgari faturası 183,4 TL idi. Aradan geçen 4 yıllık dönemin sonunda, 1 Nisan 2025 itibarıyla yüzde 224,8 artışla 595,8 TL`ye yükselmiştir. Değişimin detaylarına bakıldığında, dağıtım bedeli yüzde 642 artarken, enerji bedeli yalnızca yüzde 24,5 artmıştır.
Özetle, dağıtım bedelindeki fahiş artış yaşanmasa, dağıtım maliyetlerindeki artış enerji üretim maliyetlerindeki gibi şekillense, fatura toplamına yansıyan artış yüzde 24,5 ile sınırlı kalırdı. Bu durumda, 1 Nisan 2025 itibarıyla aynı tüketime sahip konutlara 595,8 TL yerine 228 TL fatura edilirdi.
Aradaki fark, elektrik dağıtım özelleştirmelerinin yurttaşlara yarattığı yükün son 4 yıllık kısmı olarak nitelendirilebilir. Bu rakamlar, enerji üretim maliyetlerinin artmadığı koşullarda bile dağıtım bedeline zam yapıldığını ve özellikle dar gelirli vatandaşlardan dağıtım şirketlerine kaynak aktarıldığını işaret etmektedir.
ENERJİ ALANINDAKİ DAĞITIM SİYASİ VE TİCARİ ÇIKARLARDAN UZAK ÖZERK YÖNETİME DEVREDİLMELİ
Doğal olarak faturanın en önemli kalemi olması gereken enerji bedelinin, dağıtım bedelinin çok gerisinde kalması, piyasanın çarpık bir biçimde yapılandığını gözler önüne sermektedir. Dağıtım bedelindeki bu artış, hizmetin fahiş fiyatla verildiğinin temel göstergesidir. Ucuz, kaliteli ve güvenilir enerjiye erişim, tüm yurttaşlar için temel haktır. Kamu eliyle yürütülmesi gereken hizmetin özelleşmesi, pahalılık yaratmanın yanında, kamu kaynaklarının özel sektöre sınırsızca aktarılmasına yol açmıştır.
Dağıtım şirketlerine kaynak aktarıldığı bir Türkiye tablosu, artık geride bırakılmalıdır. Enerji alanında, ticari ve siyasi çıkarlardan uzak, üretim sektörleri başta olmak üzere genel ekonomiyi destekleyecek şekilde tarifeleri belirleyebilecek özerk bir yönetim hayata geçirilmelidir.
Arz güvenliğini sağlamak ve toplam maliyeti düşürmek için özelleştirilen üretim tesisleri ve dağıtım bölgelerinin kamulaştırılması acilen gündeme alınmalıdır. Kamu kaynaklarının sonu belirsiz bir biçimde özel sektöre transfer edilmesi dışında işlevi kalmayan EPDK kapatılarak, yerine kamulaştırma işlemlerini yürütecek Kamulaştırma İdaresi Başkanlığı kurulmalıdır.
Elektrik Mühendisleri Odası 49. Dönem Yönetim Kurulu’’
More Stories
CHP’li Yavuzyılmaz: konut abonelerinin yüzde 97’sini elektrik zammı çarpacak
Dijital Türk Lirası ile devlet ödemelerinde yeni dönem
Reel efektif döviz kuru endeksi Mart ayında azaldı