Türkiye-Fransa ilişkilerini 2. Macron döneminde neler bekliyor?

Fransa’daki cumhurbaşkanlığı seçimleri dünyadaki pek çok başkent gibi Ankara’da da yakından takip edildi. Emmanuel Macron‘un aşırı sağcı aday Marine Le Pen‘i yenerek seçimleri kazanması, son dönemde Paris’le daha istikrarlı bir işbirliği ve diyalog ortamı bulan Ankara’da bu sürecin devamı açısından olumlu bir gelişme olarak görüldü. Ankara, Macron’un artık Türkiye’yi daha iyi anlayan bir lider olduğu ve ikinci döneminin ilişkilere olumlu etkisi olacağı görüşünde.

Avrupa Birliği’nin (AB) Almanya ile birlikte en önemli ülkesi konumundaki Fransa’da liberal politikalara ve AB’ye bağlılığı ile bilinen Emmanuel Macron’un 5 yıl daha görev yapacak olması uluslararası toplumun büyük çoğunluğu tarafından olumlu bir gelişme olarak görüldü. Bu değerlendirmenin önemli bir unsuru da Fransa gibi önemli bir gücün aşırı sağcı bir iktidar tarafından yönetilmeyecek olması.

Bu genel değerlendirmeler Ankara’nın da görüşünü yansıtıyor. Bunun da ötesinde Ankara, gelecek dönemin Türkiye-Fransa ilişkilerine daha da olumlu yansıyacağı değerlendirmesi ve beklentisinde.

ANLAŞMAZLIKLAR VAR AMA DURUM DEĞİŞİYOR

Seçim sonuçlarıyla ilgili ilk ve kapsamlı değerlendirmeyi TRT‘ye yapan Türkiye’nin Paris Büyükelçisi Ali Onaner, iki ülke arasında son yıllarda gerginlik ve tartışma yaşandığını ancak son bir yılda tarafların çabaları sonucu bu sorunların geride bırakılması konusunda önemli bir ilerleme sağlandığını anımsattı.

Büyükelçi Onaner, “Bir sene öncesine kıyasla Türkiye-Fransa arasında karşılıklı anlaşamama sorununu büyük ölçüde aştık. Artı Macron, Türkiye ile işbirliğinin ne kadar önemli ve faydalı olduğunu, Türkiye’nin Avrupa ve NATO için ne kadar vazgeçilmez bir müttefik olduğunu bugün daha iyi görüyor” sözleriyle gelinen noktanın Ankara açısından önemini ortaya koyuyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un 24 Mart’ta Brüksel‘de düzenlenen NATO Zirvesi sırasında baş başa görüştüklerini anımsatan Onaner, iki liderin birçok önemli konuyu “iki yakın müttefik” olarak ele aldıklarını ve birlikte atılacak adımları konuştuklarını kaydetti.

Büyükelçi bundan sonraki süreci anlatırken de “2. dönem için seçilen Macron Türkiye’yi daha iyi anlıyor. Bizim de çabalarımızın sonucunda, Türkiye’ye karşı olumsuz yaklaşımlarını gidermiş bir cumhurbaşkanı… Yeniden seçilen Cumhurbaşkanı Macron ile iki müttefik olarak ilişkilerimizi daha da üst seviyeye taşımak için çalışmaya devam edeceğiz” değerlendirmesini yaptı.

SON BİR SENEDE YAKALANAN İVME

2017’de göreve gelen Macron’un ilk yıllarında, Ankara-Paris arası ilişkilerde çok olumsuz bir tablo görünüyordu. Türkiye’nin 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrası tüm Batı ülkeleriyle ilişkilerinin bozulması, AB ile müzakere sürecinin fiilen sonlanması, insan hakları ve demokratik kriterlerde yaşanan büyük gerileme gibi unsurlar Fransa ile de ilişkilere yansıyan olumsuzluklar arasındaydı.

2019’da Türkiye’nin Suriye’de Barış Pınarı Harekatı’nı başlatması, 2020’de Doğu Akdeniz’de ve Libya yaşanan gerilimler ve Fransa’nın bu süreçlerde Türkiye’nin karşısında pozisyon alması tarafları arasındaki ilişkileri daha da olumsuzlaştırdı. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “acemi siyasetçi” olarak tanımladığı Macron’a basın aracılığıyla sert eleştirilerde bulunması, Fransa Cumhurbaşkanı’nın da bunlara aynı tonda yanıt vermesi diplomatik kutuplaşmayı artıran bir başka unsur olmuştu.

Büyükelçi Onaner’in altını çizdiği gibi, Ankara-Paris ilişkilerinde normalleşme 2021’in başlarından itibaren gözlenen bir süreç oldu. Burada en önemli gelişmelerden biri Türkiye ve AB’nin Doğu Akdeniz gerilimin geride bırakma konusunda uzlaşmaları ve Joe Biden‘ın Kasım 2020’de ABD Başkanı seçilmesinin ardından Ankara’nın hem Batı hem de Orta Doğu ülkeleriyle ilişkilerinde normalleşme sürecini başlatması oldu.

Bu adımları en üst düzeye taşıyan gelişme ise Rusya‘nın 24 Şubat’ta başlattığı Ukrayna işgali oldu.

ANKARA-PARİS BİRLİKTE ÇALIŞIYOR

Büyükelçi Onaner, aynı röportajında Rusya’nın saldırısıyla başlayan sürecin Fransa ile ilişkilere etkisini anlatırken “Ukrayna savaşı Fransa ve Türkiye’yi birlikte çalışmaya teşvik etti. İki müttefik olarak birlikte adım atacak ve önceliklerin örtüştüğü bir konu olarak öne çıktı” değerlendirmesini yaptı.

İki liderin Brüksel buluşmasında “Türkiye ve Fransa olarak birlikte neler yapılabilir?” sorusuna yanıt aradıklarını, örneğin Ukrayna’nın güneydoğusundaki liman kenti Mariupol’den insani tahliyeler konusunun gündeme geldiğini anımsatan Onaner, Erdoğan ve Macron’un Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski‘nin yanı sıra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile de görüşebilen ender liderler olduğunu kaydetti.

Onaner, tarafların savaşın bitirilmesi için çalışmalar hakkında birbirlerine bilgi vermeyi sürdürdüklerini kaydederken, “Görüldüğü üzere Ukrayna savaşı iki müttefiğin birlikte çalışma ihtiyacını artıran ve bunu kamuoyuna gösteren bir gelişme oldu” değerlendirmesini yaptı.

Ukrayna savaşı ile birlikte NATO’nun ön plana çıkmış olması ve Türkiye’nin ittifak ile birlikte hareket ediyor olması Paris açısından da çok önemli bir durum olarak görülüyor.

Savunma sanayi ve bölgesel konularda artan diyalog

Son dönemde ivmelenen normalleşmeye paralel olarak iki ülke arasındaki diyaloğun ve temasların arttığı gözlemleniyor. Burada en önemli somut süreçlerden bir tanesi ise Türkiye’nin Fransız-İtalyan konsorsiyumu EuroSam ile yeniden SAMP/T hava savunma sistemlerinin üretimi konusunda masaya oturacağının açıklaması oldu.

Erdoğan, 24 Mart’ta Macron ve İtalya Başbakanı Mario Draghi ile yaptığı görüşmelerin ardından üçlü diyalog platformunun yeniden işletileceğini açıklamış, Savunma Bakanı Hulusi Akar da Fransa seçimlerinin ardından bu buluşmanın koordine edileceğini söylemişti.

NATO sistemleri ile entegre edilebilen SAMP/T hava savunma sistemleri için yapılan çalışmalar, Türkiye’nin Barış Pınarı Operasyonu nedeniyle askıya alınmıştı. Seçim sonrası süreçte bu yöndeki temasların artarak devam etmesi bekleniyor.

Türkiye-Fransa arasındaki diyaloğun özellikle bölgesel konularda da arttığı görülüyor. Libya konusunda daha merkezi bir pozisyona geçen Türkiye ve Fransa’nın anlaşmazlık noktalarını azaltıp benzer bir noktaya geldikleri hem Ankara hem de Paris tarafından sık sık dile getiriliyor. Afrika ile ilişkiler konusunda da üst düzey temaslar yapan Ankara ve Paris, birbirlerini rakip olarak görmek yerine ortak anlayış geliştirme hedefini ön plana çıkarma arayışındalar.

TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİNE ETKİSİ 

Türkiye’nin Fransa ile ilişkilerinin normalleşmesine paralel olarak AB ile başta tam üyelik müzakereleri, Gümrük Birliği modernizasyonu ve vize serbestisi alanlarına olumlu yansıması beklentisi de var.

Ancak Paris ile yaşanan bu normalleşmenin Türkiye-AB sürecine yansımasını beklemenin gerçekçi olmadığı değerlendirmesi öne çıkıyor. Türkiye’nin insan hakları ve demokrasi sicilinin yarattığı olumsuzlukların yanı sıra Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan’ın bilinen karşıtlıkları bu sürecin ilerlemesinin önündeki engeller olarak sıralanıyor.

Ayrıca Macron’un Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine karşı çıktığı, Türkiye ile farklı bir statüde ilişki geliştirilmesine ilişkin görüşünde radikal bir değişiklik olmadığı kaydediliyor.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*